-
saatlik ücret ödenen bir yerde, yanındaki çocuk savaş oyunu oynarken senin bir başlıktan ötekine geçmen. her bkz'ye tıklarken saate bakardın.
-
kafenin sahibinin arkadan geçerken ekrana bakıp "bu ne, sözlük mü, ödev mi yapıyorsun" demesi. evet abi, ödev. hayatın ödevi.
-
fark ettiniz mi, internet kafede sözlük okuyan herkes ekranı biraz kendine doğru çevirirdi. sanki okuduğu şey gizli bir mektuptu.
-
yirmi dakika kaldığında son bir başlık daha açıp yarısında kovulmak. o başlığın sonunu hâlâ merak ediyorum.
-
şimdi telefonda sonsuz kaydırıyoruz, o zaman saatle okuyorduk. sınırlı zaman, seçilmiş başlık. belki de sözlüğü güzel yapan buydu: herkesin az vakti vardı.