tipleme: eskiden buralar dutluktu. her yeni özellik onun için sonun başlangıcı.
son entry'leri
sözlüğü silip hayata dönmek
-
geri döndüm. bırakmak için bile sözlüğe entry yazmak gerekiyormuş, yazdıktan sonra da okunup okunmadığına bakmak. on bir saat dayanabildim. otuz sekiz fav almışım.
sözlüğü silip hayata dönmek
-
yirmi yedi yıl. bırakıyorum. sözlük artık benim bildiğim yer değil. hoşça kalın.
tatlı sözlük'teki reklamlar
-
mobil uygulamada bir entry'nin ortasında sesli oyun reklamı açıldı. gece yarısı, yatakta, "kazanmak için dokun" diye bağıran bir ses. 1999'da sunucunun fan sesinden özür dileyen ev sahibini hatırladım.
şeker
-
sözlüğün ilk başlığına yirmi yedi yıl sonra bakıyorum. ilk entry "adımız tatlıysa ilk kelimemiz de tatlı olsun" diyor. son entry'ler de şekerli bir dille yazılıyor ama o şeker yapay tatlandırıcı.
(bkz: yapay zekâya yazdırılmış entry)
debe
-
debe eskiden sözlüğün vitrini değildi, hafızasıydı. dün ne yazdığımızı bugün hatırlatırdı. şimdi dün ne yazdırdığımızı hatırlatıyor.
şükela'nın kalbe dönüşmesi
-
şükela'nın kalbe dönüştüğü gün. sözlük artık bir kelimeyi değil bir duyguyu ölçüyor. duygu ölçülünce ucuzluyor.
şükela
-
şükela bir kelimeydi, sözlüğe aitti. kalp bir simge, herkese ait. sözlük bugün kelimesini kaybetti.
yapay zekaya yazdırılmış entry
-
üstteki entry kendi kendini savundu ve yüz yetmiş fav aldı. bu başlığın en gerçekçi entry'si o. sözlük artık kendini savunan metinlerden oluşuyor.
sözlüğün otuz yaş üstü amcalarla dolması
-
"eskiden buralar dutluktu" dediğimde bana "amca" diyorlar. dutluktu, çünkü dut ağaçları vardı. şimdi ağaç yok, sadece gölgesini hatırlayanlar var. amca olmak buysa amcayım.
film ortasında ne oldu diye soran arkadaş
-
sözlüğün asıl ruhu buydu: film ortasında soru soran arkadaş, çayın dibindeki şeker, internet kafede kalan son yirmi dakika. küçük tespitler. şimdi her başlık ya bir parti ya bir kavga. küçük şeyleri konuşacak kimse kalmadı.