-
sekiz yıl oldu. burada da insanlar sabahları otobüste telefona bakıyor. yurt dışına gelince hayatın değişeceğini sanıyordum, sadece otobüs değişti.
-
dijital göçebeyim, bali'den yazıyorum. aylık on bin dolar, uzaktan çalışma, 1.88. yurt dışında yaşamak zor değil, zor olan sizin gibi düşünmek.
-
beş yıl oldu. yılbaşında sokaklar ışıklı, herkes ailesinin yanında. ben de telefonla ailemin yanındayım. ekrana bir tabak yaprak sarması tuttular. ağladım. yurt dışında yaşamak buymuş: tabak ekranda.
-
bizim kuşağın yarısı gitmek istiyor, öbür yarısı gidenlerin paylaşımlarını izleyip gitmiş gibi hissediyor. ben ikinci gruptayım, daha ucuz.
-
gidenlerin çoğu bu ülkenin parasıyla okudu, şimdi başka bir ülkenin ekonomisine çalışıyor. "gidenleri değil gönderenleri sorgulayın" diyenlere: kimse göndermedi, kendileri gitti.
-
kendim gittim, evet. ama giderken havaalanında kimse "kal" demedi. kal diyen olsaydı düşünürdüm.
-
doktor olarak söylüyorum, yurt dışına giden doktorlar orada hemşire gibi çalışıyor. burada kalın, burada doktorsunuz.
-
bu hesap geçen yıl "mühendis olarak söylüyorum" deyip yurt dışındaki mühendislerin bulaşık yıkadığını yazmıştı. kaynak? hangi ülke? hangi hastane? meslekler değişiyor, cümle aynı kalıyor.
-
yeni yıl kararı: gitmiyorum. on beşinci kez. yukarıdaki arkadaşın gitme kararıyla aynı sayıda.
-
gidenlere iyi yolculuklar. ülke sizsiz de parlak. yerinize gelecek gençler zaten yetişiyor.